Okuma Süresi: 2 dakika

Eymir Gölü ile Mogan Gölü’nün önemi büyüktür. Bu iki gölün oluşturduğu havza, kuzey kısımları dışında büyük çoğunlukla bozkır ekolojisinin hakim olduğu başkent Ankara’nın önemli bir coğrafyasını oluşturur.

Her iki göl de, İmrahor Deresi Vadisinde yer alan derelerinin getirdiği alüyval birikintilerin birikip bir set oluşturması ve derelerin aktığı vadide dere sularının yükselmesi sonucu oluşmuştur.

Mogan Gölü, güneyinden itibaren 2 kilometrelik bir mesafede, sulak-bataklık alan nitelikli bir geçiş alanı ile yer altı ve yer üstünden kuzey doğusundaki Eymir Gölü’ne boşalım sağlamaktadır. Bu Mogan Gölü’nden Eymir Gölü’ne doğru olan akış, Mogan Gölü’nün ortalama yüksekliğinin Eymir Gölü’nden 5 metre fazla olması kaynaklıdır ve Mogan Gölü’nden çıkan Mogan Deresi Eymir Gölü’nün su girişinin %98’ini oluşturmaktadır.

Bu derelerin Mogan Gölü’ne ulaştığı düzgün topoğrafyalı çok düşük eğimli alanlar ile Mogan-Eymir bağlantısını sağlayan alanda, hidrojeolojik, hidrolojik, klimatik ve biyolojik açıdan çok büyük önem arz eden sulak ve bataklık alanlar gelişmiştir.

Eymir – Mogan Havzasının Biyolojik Çeşitliliği

Anadolu’nun göç yolları üzerinde bulunması ve sulak alanlar açısından görece kısıtlı zenginliğe sahip İç Anadolu’nun orta bölgesinde yer alması nedeniyle, bu bölge 76’sı üreyen 231 kuş ve 26 memeli türüne kalıcı veya geçici evsahipliği yapmakta, ayrıca 3 iki yaşamlı türü, 12 sürüngen, 13 balık, 47 tanesi endemik olan 493 adet bitki türü yaşamakta bu yüksek bir biyoçeşitlilik nedeniyle ekolojik açıdan büyük önem taşımaktadır.

Tüm bu özellikleri nedeniyle Eymir Gölü, Mogan Gölü ve çevresini kapsayan bu 273,94 km2’lik alan, 22/10/1990 tarihli Bakanlar Kurulu kararı ile Gölbaşı Özel Çevre Koruma Bölgesi olarak ilan edilmiştir.

Bu ulusal karara ek olarak, Gölbaşı Özel Çevre Koruma Bölgesi, İran’ın Ramsar kentinde 1971 yılında imzalanmış uluslararası bir sözleşme olan Sulak Alanlar Anlaşması kapsamında, Türkiye’nin mevcut 12 Ramsar alanı arasına katılmak üzere aday olarak gösterilmiştir.

Alınan bu kararlar ve sahip olduğu biyoçeşitlilikten anlaşılabileceği üzere Mogan Gölü ve Eymir Gölü, hem doğa ve doğal yaşam için, hem de Gölbaşı, Ankara, ülkemiz ve dünyamız için herhangi iki gölden çok daha büyük bir öneme ve değere sahiptir.

Bu nedenle idareye düşen görev, bu bölgeyi ilgilendiren herhangi bir karar alınırken kararın bütün boyutları olarak değerlendirilmesi ve bu zenginlik ile değerlere zarar vermeyecek şekilde dikkat gösterilmesi olacaktır. Biz Ankara’da yaşayanlara düşen görev ise Ankara’ya armağan olan bu zenginliğe sahip çıkıp her açıdan korumaktır…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.