Okuma Süresi: 2 dakika

2019 yılı yazında gerçekleştirdiğimiz Balkan seyahatimiz kapsamında Türkiye dışında Yunanistan’da, Makedonya’da, Arnavutluk’ta ve Karadağ’da tatil yapma ve gözlemlerde bulunma fırsatımız oldu. Bizim yaptığımız gibi, sizler de Karadağ’a seyahat edecekseniz belirli noktalara dikkat etmenizde ve de aşağıda paylaştığımız Karadağ’daki hayata ilişkin gözlemlerimizi aklınızın bir kenarında tutmakta fayda var.

  • Adını gerçekten hakeden Karadağ öyle çok büyük bir ülke değil. Mevcut coğrafyanın da oldukça dağlık olduğu söylemek mümkün. Bu anlamda Karadağ coğrafya ve bitki örtüsü açısından ülkemizin güneyini, Torosları anımsatıyor.
  • Ülkede hem yeşil bitki örtüsü, hem de denize yakın dağlar çok olunca, birçok yerden çok güzel manzaralara şahit oluyorsunuz.
  • Ülkedeki yol kalitesinin, özellikle şehir merkezlerinde ve şehirler arasındaki kısımlarda, gayet iyi olduğunu söyleyebiliriz.
  • Yol kalitesi iyi olmakla birlikte, coğrafyanın getirdiği zorluk nedeniyle, yollar büyük çoğunlukla tek şerit gidiş tek şerit geliş şeklinde, bölünmüş yol oldukça az.
  • Özellikle ülkenin sahil kesimi ile ülkenin iç bölgelerini bağlayan yollarda, orta şeridi  tırmanan tarafın kullanımı için önceliklendirilmiş ve üç şeritli yollar bulunuyor.
  • Bu üç şeritli yollar, bazı bölümlerde aniden iki şeride düşüyor, bu da yüksek hızlarda sorun yaratabilir. Bu nedenle bu sürüşe dikkat etmek gerekmektedir.
  • Ülkede hem turist olarak, hem de yatırımcı veya işletmeci olarak ciddi sayıda Türk nüfus mevcut. Hatta Kotor ve Budva’da hediyelik eşya satan birçok Türk işletmecinin bulunduğuna şahit olduk.
  • Coğrafyanın getirdiklerinden bir diğeri de, ülkenin sahil kesimindeki kısımlarda araç park sorunun bulunması idi.
  • Ülkenin giderek turistikleştiği ve bölge ülkelerinden ilgi gördüğünü söylemek mümkün. Bu durum da doğal olarak fiyatlarda yükselme eğiliminde bir değişiklik yaratıyor.
  • Ülkede yayaya saygının mükemmel olmasa da makul bir seviyede olduğu söylenebilir.
  • Şehirlerinin tarihi merkezleri çoğunlukla kale içinde yer alıyor ve “eski şehir” denilen bu kısımları korumuşlar. Bu korunmuşluk, şehirlerin ortaçağdan kalma olduğu hissini kuvvetlendirerek tarihi bir yerde olduğunuz düşüncesini ve hissiyatını pekiştiriyor. Tabii bu durumun da yoğun bir turist çekimimi getirdiğini söylemek mümkün.

Budva

  • Şehir oldukça kalabalık ve ciddi bir insan hareketliliği mevcut. Özellikle akşam saatlerinde deniz faslını kapatıp dönenler nedeniyle anormal seviyede trafik yaşanıyor.
  • Ülkenin diğer sahil şehirlerinde olduğu gibi fiyatların pahalı olduğunu söylemek mümkün.
  • Kale içi denilen eski şehir gayet iyi korunmuş ve oldukça turistik bir hal almış.
  • Ülkenin iç kesimlerine doğru yönelen yollardaki istinat duvarları hep boyanarak ilan panosu olarak işlevlendirilmiş.

Kotor

  • Körfeze adını veren Kotor’da, tatlı su kaynakları ile Adriyatik denizi buluşuyor.
  • Körfeze gelen büyük seyahat gemilerinin yolcularını indirerek gezmelerine imkan sağladığı bir şehir.
  • Kalenin çevirdiği eski Kotor da oldukça iyi korunmuş ve oldukça turistikleşmiş.

Çetine

  • An itibariyle ülkenin başkenti olmasa da, Karadağ’ın tarihi merkezi olduğu söylenebilir.
  • Şehir deniz seviyesinden gayet yüksek bir seviyede bulunuyor.
  • Sahilden uzak olması nedeniyle, neredeyse hemen hiç turistik değil.
  • Bununla birlikte Lovcen Ulusal Parkı’na oldukça yakın.

Not

Burada paylaşılanlar bizim seyahatimize ilişkin gözlemlerdir ve bu ziyarete hastır. Bu gözlemlerin hepsi ülkede yaygın olan durumu da gösterebilir, ya da farklı bir şekilde fiili durum daha farklı da olabilir. Bu hususların paylaşılması nedeni, deneyimlerimizi paylaşmak ve bu vesile ile sizlerin de deneyimlerinizi duymaktadır.

Katılmadığınız bir tespit varsa veya farklı deneyimleriniz mevcutsa, veya aynı yönde gözlemleriniz ve deneyiminiz varsa aşağıda bizimle paylaşın. Konuşalım, danışalım, bilgi paylaşımı yapalım. 🙂


Yunanistan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir