Okuma Süresi: 4 dakika

2019 yılı yazında gerçekleştirdiğimiz Balkan seyahatimiz kapsamında Türkiye dışında Yunanistan’da, Makedonya’da, Arnavutluk’ta ve Karadağ’da tatil yapma ve gözlemlerde bulunma fırsatımız oldu. Bizim yaptığımız gibi, sizler de Yunanistan’a seyahat edecekseniz belirli noktalara dikkat etmenizde ve de aşağıda paylaştığımız Yunanistan’daki hayata ilişkin gözlemlerimizi aklınızın bir kenarında tutmakta fayda var.

  • İlk dikkatimizi çeken şey tuvaletler. Biraz da beklentimizden farklı olarak, tuvaletlerin çoğunluğu alafranga değil, alaturka. Acaba alaturka tarzı tuvalet bu geçmişte bu coğrafyada hükümranlık süren Roma İmparatorluğu, Bizans İmparatorluğu gibi bir geçmişi mi var? Kafamızda ilginç sorular…
  • Yollarda hep, ilk anda posta kutusu olduğunu sanılan, küçük küçük kilisecikler var. Bu kiliseciklerin o bölgede ölen birisinin anısına yapıldığı söyleniyor.
  • Yunanistan’ın otobanları gayet iyi. Sorunsuz bir şekilde Makedonya sınırına kadar ulaşmak mümkün.
  • Ülkede otoyollarda, HGS veya OGS gibi bir sistem ile otoyola giriş ve çıkışınızın tespit edilerek mesafeye göre ücretlendirildiği bir yapı yok. Otoyolun belirli yerlerinde otoyolu diklemesine kesen gişeler mevcut. Bu gişelerde gittiğiniz mesafeye göre değil, sabit bir ücret ödemesi yapılarak yola devam ediliyor.
  • Dikkat çekici bir başka husus da, otoyollarda çok yaban hayvanı ölmüş olması. Gördüğümüz onlarca hayvanın ölümünün çok da eski tarihli olmadığı ceset bütünlüğünden anlaşılabiliyordu. Bu durumun yaban hayatı zenginliğinden mi, yoksa otoyolların yaban hayatını göz önüne alınmadan mı yapıldığını tahmin etmek zor.
  • Akaryakıt istasyonlarının, ülkemizdekiler ile kıyaslandığında daha az gelişmiş olduğu söylenebilir.
  • Gözlemleyebildiğimiz kadarıyla uluslararası petrol şirketlerinden BP ve Shell ülkede faaliyette.
  • Ülkede ortalama seviyede trafik polisi mevcut. 
  • Yunanlıların birçoğunda dikkat çeken bir özgüven hatta hissedilir seviyede yabancılara yukarıdan bakma durumu var. Bu yaklaşım ilk tanışmada başlıyor ve bir süre bu yaklaşım oldukça devam ediyor.
  • Belirttiğim “yukarıdan bakma” yaklaşımının biraz da katkısıyla, trafikte biraz hırçınlar ve söylenmeye meyilliler, özellikle de yabancı plakalı araçlara karşı.
  • Yunanlarda, Türklere olduğu kadar Balkan milletlerine karşı mesafeli bir yaklaşım mevcut.
  • Küçük yerleşim yerlerinde, belirli günlerde açılan pazarlar, bizim ülkemizdeki pazarlar ile neredeyse tamamen aynı.
  • Pazarlarda satılan kıyafetlerin tamamına yakını Türkiye’den geliyor ancak ilginçtir üzerlerinde genellikle “Made in Italy” yazıyor.
  • Pazarlarda sebze meyve çeşitliliği fena değil, ancak ülkemizdeki sebze ve meyve çeşitliliğini görmek pek mümkün değil.
  • Nüfus az, ülkemize kıyasla gerçekten çok az. Hem şehirler hem sahillerde ciddi sakinlik mevcut. Bu da tatil yapmak için en çok tercih edilecek özelliklerinden birisi.
  • Ülkedeki elektrik şebekeleri eski ve galvaniz direkler yerine hemen her yerde ahşap direkler var.
  • Ülkede birçok yerde Yunanistan bayrağı mevcut. Ama, ilginçtir, bayrakların birçoğu oldukça yıpranmış, hatta ciddi ölçekte parçalanmış. Bu durumu çok önemsememeleri de başka ilginç bir durum. Yenilemeye para ayırmamak istemedikleri mi için, yoksa yıpranmışlığın bir tür mücadele verilmişliği andırdığından mı bilinmez, yırtık ve eski bayraklar çok.

Halkidiki Bölgesi

  • Halkidiki bölgesine hemen her Balkan ülkesinden turist geliyor. Bu yabancı turistin büyük bir kısmı da Sırbistan vatandaşı.
  • Yaz tatilinin zirvesi denilebilecek özellikle Temmuz ve Ağustos aylarının haftasonları özellikle Selanik’ten Halkidiki bölgesinde ciddi bir insan akışı var. 
  • Halkidiki bölgesinde hem ülke içinden hem de dışından ciddi insan akışı olsa da, bölgede çok sayıda sahil bulunduğu için rahatsız edici bir yoğunluk olmuyor.
  • Sahillerde hemen her yeri işgal eden “işletmeciler” yok. İşletme varsa bile, herhangi bir şezlong veya şemsiye kiralamadan oturabilecek oldukça geniş kısımlar da mevcut.
  • Sahilde satış yapan pek kişi yok. Olan kişiler de bağıra bağıra ürün satmıyor, sahili bir boydan bir boya sessiz bir şekilde dolaşıyorlar. Mantıksız da değil, zira ürünü almak isteyenler zaten satıcıya seslenip ürüne ulaşabiliyor.

Selanik

  • Selanik, hep söylendiği gibi İzmir’e gerçekten benziyor.
  • Şehirde özellikle haftasonları ve de sıcağın olduğu gündüz kuşağında bir sakinlik hakim.
  • Büyük bir şehir olması nedeniyle Selanik’te sosyal hayatta oldukça fazla göçmen mevcuttu.
  • Aynı gün içinde göçmen kalabalığı ile nazi işaretleri taşıyan ve çevreye görüşlerini içeren kağıtlar fırlatan kalabalık bir grubun polis eşliğinde yabancı karşıtı gösteri yürüyüşüne de şahit olmamız ilginç bir durumdu.

Not

Burada paylaşılanlar bizim seyahatimize ilişkin gözlemlerdir ve bu ziyarete hastır. Bu gözlemlerin hepsi ülkede yaygın olan durumu da gösterebilir, ya da farklı bir şekilde fiili durum daha farklı da olabilir. Bu hususların paylaşılması nedeni, deneyimlerimizi paylaşmak ve bu vesile ile sizlerin de deneyimlerinizi duymaktadır.

Katılmadığınız bir tespit varsa veya farklı deneyimleriniz mevcutsa, veya aynı yönde gözlemleriniz ve deneyiminiz varsa aşağıda bizimle paylaşın. Konuşalım, danışalım, bilgi paylaşımı yapalım. 🙂


Yunanistan

2 thoughts

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir