Okuma Süresi: 5 dakika

Günler geçti ve insanlık tarihinde hafızalarda yer eden bir yıl olan 2020 de geride kaldı. 2020’de patlak veren, hayatlarımızın hemen her bölümünü etkileyen ve birçok şeyi değiştiren bu salgının, beslenme üzerine de önemli etkilerinin bulunması kaçınılmazdı. Salgına ek olarak da son dönemlerde gerçekleştirilen bilimsel araştırmalar ve ar-ge çalışmaları ile beslenmede yeni ufuklar açıldı. İşte bu güncel araştırmalar, ortaya çıkan yeni yaklaşımlar ve salgının getirdikleri gibi, tüm bu gelişmelerin tetikleyicisi olduğu yeni beslenme akımları, bu yazının inceleme konusu…

Salgın ve Salgın Sonrası…

Salgın ve Düşündürdükleri

Salgının hayatlarımız üzerinden önemli bir etkisi, uzunca bir süre boyunca evde bulunmak oldu. Bu evde geçen süre de bizlere iki şeyi getirdi: hareketsizlik ve artan gıda tüketimi. Bu iki konu da bir araya gelince, bir başka deyişle yediklerimizi arttırıp, enerji tüketimimizi azaltınca da kilo almak kaçınılmazdı…

Bedenlerimizin genişlediği bu evrenin sonrasında, ister istemez, sağlıklı yaşam akımları daha çok gündeme gelecektir. Bunun yanı sıra, beden hacimleri ve vücut ağırlığı konusunda toplum genelinde bir yukarı yönlü hareket söz konusu olduğu için, kiloları kabullenme eğilimi ve toplumun ortak aklında “normalin” daha yukarılarda bir yerlerde belirlenmesi gözlenebilir. Ayrıca bu hastalık ile birlikte “hayatın beyhudeliği” daha yakından idrak edildiği için, bireylerin ve bireylerden hareketle toplumun beden algısında ve sağlık yaklaşımında bir değişiklik söz konusu olabilir.

Mevsime Göre Beslenme

İnsanoğlu olarak, bildiğimiz kadarıyla binlerce yıldır, belki de bildiğimizin çok ötesinde uzunlukta bir süre için, mevsime göre beslenme düzeni ile uyumlu bir hayat sürdürüyorduk. Zamanla “geliştirdiğimiz” çeşitli yöntemler sayesinde sebze ve meyveleri, mevsimi dışında da yetiştirebilir olduk. Uzak mesafeler için ulaşımın kolaylaşmasıyla ile birlikte de, “yeni yöntemlerle” gerçekleştirilen üretilenlerin, talep merkezlerine ulaştırılması kolay olmuştur.

Bu yeni durum ile, belirli lezzetlerin geleneksel olarak arz edilebildiği zaman çerçevesinde dışında da arz edilebilmesinin bir başka sonucu daha ortaya çıkmıştır. Yapılan çalışmalar ile, mevsiminde yetiştirilmeyen sebze ve meyvelerin mevsiminde yetişenlere kıyasla lezzetinin olmaması ve tüketiminin tat vermemesi bir yana, besleyicilik seviyesinde hatırı sayılır düşüş olduğu anlaşılmıştır. Bu durumdan -tıpkı geçmişte olduğu gibi- mevsiminde ve bitkilerin kendi doğalarına uyan zaman diliminde tüketilmesinin önemini bizlere göstermektedir. Bu anlamda da mevsiminde beslenme, bir sağlıklı yaşamın gereği olduğu kadar, sürdürülebilir yaşam tesis edilmesi için de gereklidir.

Gıda Takviyeleri

Daha sağlıklı olmaya çalıştığımız bu dönemde, yediğimiz gıdalar dışında aldığımız C vitamini, D Vitamini, Çinko gibi gıda takviyeleri, ilerleyen günlerde artan bir şekilde gündemimizde bulunacaktır. Zira mevsiminde beslenmemenin yanı sıra, yanlış tarım uygulamaları nedeniyle topraklarımızın zenginliğinin azalması nedeniyle, sebze ve meyvelerin besleyiciliği önemli ölçüde azalmış durumdadır. Küreselleşen dünyanın hastalıkların kolayca yayılmasına zemin sunması, buna bağlı olarak Covid-19 ve türevleri dışında da farklı farklı salgınların patlak vermesi riskinin artması ve yetersiz beslenmenin bir araya gelmesi, gıda takviyelerinin uzunca bir süre gündemde kalacağını tutacaktır.

Zenginleştirilmiş Yiyecekler

Gündeme gelecek beslenme akımlarından birisi de, mevcut gıdaların ve ürünlerin besin değerinin zenginleştirilmesi olacaktır. Dışarıdan bir ekleme söz konusu olduğu için, bu zenginleştirme işi daha ziyade paketli ürünlerde söz konusu olacaktır. Bu anlamda zenginleştirilmiş yiyecekler, “hastalanan” toprağın verdiği ürünlerin eskisi kadar besleyici olmaması ve mevsime göre beslenmemenin ortaya çıkardığı besin değeri eksikliklerini kapatma amacı taşıyacaktır. Bu doğrultuda, hali hazırda bazı ürünlerde var olan, yiyeceklerin zenginleştirilmesini artan bir şekilde vitamin ve/veya mineral katkılı süt, peynir, kefir, bisküvi gibi birçok üründe göreceğiz.

Bağışıklık Sistemi Destekleyici Beslenme

Sağlıklı Yaşam Akımları

Salgın döneminde gündeme gelen bağışıklık sistemini destekleyici bir şekilde beslenme şekli, kuvvetlenerek daha da öne çıkacak. Özellikle sağlıklı yaşam akımları kapsamında daha sık gündeme gelen mikrobiyota konusu ve prebiyotik ve probiyotik konusu daha çok dile getirilir ve duyulur hale gelecek; kefir ve kombu çayı gibi bağırsak dostu ürünlerin beslenme gündemindeki yerlerini genişleteceğini söylemek mümkündür.

Hayvansız Etler

“Hayvansız et mi?” nasıl yani demeyin. Uzunca bir süredir, BeyondMeat ve Impossible Foods gibi başka malzemelerden yapılan “etler” dışında, Memphis Meat gibi hayvanlar olmadan laboratuvar ortamında hücresel seviyede geliştirilen “etler” de bulunuyor. Yüksek seviyedeki gaz salınımı nedeniyle küresel ısınmada önemli bir payı bulunan ve yoğun bir şekilde uygulanan antibiyotiklerin antibiyotiklere dirençli mikoorganizmaların ortaya çıkmasına neden olan hayvan yetiştiriciliği ile, artan insan nüfusuna bağlı olarak yükselen et talebinin bir araya gelmesi, bu tür hayvansız et seçeneklerinin gündeme gelmesini kaçınılmaz kıldı. Ve her geçen gün, yeni beslenme akımları arasında hayvansız etleri daha çok duyulacağı görülmektedir.

Atıksız Mutfak

Sürdürülebilir Yaşam Becerileri

Yeni beslenme akımları ve sürdürülebilir yaşam becerileri arasında giderek artan bir şekilde gündeme gelen konulardan birisi de atıksız mutfaktır. Sürdürülebilir yaşam felsefesinin bir sonucu olarak, hemen her ürünün daha önce kullanılmayan kısımlarını kullanmak giderek öne çıkmaktadır. Ispanak köklerinin bir yemek olarak tüketilmesi, portakal kabuklarının atılmayıp aromalandırma veya çay olarak tüketilmesi, pek tüketilmeyecek gibi gözüken sebzelerin haşlanarak çorbaya dönüştürülmesi gibi birçok uygulama artan bir seviyede gündeme gelecek, mutfakta kullanılan malzemelerin hemen her kısmından yararlanmak giderek öne çıkacaktır. Tüm bu tür uygulamalar dışında bir şekilde kullanılamayan kısımların ise, bokaşi kompostu gibi uygulamalar ile, tekrar doğaya kazandırılması da atıksız mutfak kapsamında yapılacak hususlardan birisidir.

Yazı Notları
İlk Yayın Tarihi, 11/02/2021
Boosted Uygulaması Ölçümüne Göre,
Çalışılan Gün, 3 gün
Çalışma Süresi, 4 saat 21 dakika

4 thoughts

  1. “Sürdürülebilir yaşam felsefesinin bir sonucu olarak, hemen her ürünün daha önce kullanılmayan kısımlarını kullanmak giderek öne çıkmaktadır” . Pandeminin bize kazandırdığı ender yeni güzel alışkanlıklardan birisi sanırım. Bunu ben de uygulamaya çalışıyorum, israftan kaçınmak, eldekileri değerlendirmek insana yakışan ve de insana mutluluk veren bir şey bence.

    1. Doğrudur. Ben de daha tutumlu ve dünyaya daha az zararlı olmaya çalışıyorum salgının patladığından beri. Bu hassasiyet daha çok kişide oluşursa çok daha iyi olacak, böylece bu şerden önemli bir hayır çıkmış olur.

  2. Önümüzdeki yıllarda gıda, dünya halklarının ve hükümetlerinin baş konularından biri olacak. Güzel ve bilgilendirici yazınız için teşekkürler.

    1. Çok doğru tespit. Beslenme aslında hem bireysel olarak hem de yönetimsel olarak ilk ilgilenilmesi gereken konulardan birisi. Belki bugün tam anlamıyla durumun farkında değiliz belki ancak dediğiniz üzere, bu konu her geçen gün daha çok ilgi gerektirecek.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.