Okuma Süresi: 11 dakika

Dünya üzerindeki kıtalar bugünkü konumlarında değilken var olan Tethys Denizinin tabanı yükselmiş ve Anadolu yarımadası Asya-Avrupa-Ortadoğu üçgeninin merkezinde doğal bir geçiş alanı olarak öne çıkmıştır. Bu özelliği sayesinde Anadolu, bitkiler ve canlılar açısından bir kenar etkisi1 göstermenin yanı sıra, insanlar için de aynı istikamette bir özelliğe sahip olmuştur ve dünyanın birçok yeri karanlık içindeyken birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Bir geçiş coğrafyası olması nedeniyle, Anadolu’yu ve daha doğusunu fetheden Büyük İskender’in kurduğu devlet, onun ölümünden sonra dağılmıştır. Stratonikeia Antik Kenti de, ortaya çıkan devletlerden birisi olan Seleukosların M.Ö. 3. yüzyılda kurduğu (ya da ad verdiği) şehirlerden birisidir. Ancak Stratonikeia Antik Kenti’nin hikayesi ise bu kadar alelade değildir…

Önce Biraz Karyalılar…

Tunç Çağı’nın sonunda, “karanlık çağı” başlatan olaylar, bütün Doğu Akdeniz’deki köklü değişiklikler yaratmış ve döneme damgasını vurmuştur. Yunanistan ve Anadolu’daki, Hitit İmparatorluğu ve Miken Krallıkları gibi güçlü devletler çökerken, Yunanistan anakarasında, Adalar Denizi’nde ve Küçük Asya’da yeni bir siyasal ve etnik düzen ortaya çıkmıştır.2

M.Ö. 13. yüzyılın sonlarında ve 12. yüzyıldaki bu yıkımlar Anadolu’nun hem sahilleri hem de iç bölgeleri üzerinde önemli etkiler göstermiştir. O dönem bilinen dünyanın en güçlü devletlerinden olan ve Anadolu merkezli bir uygarlık olan Hititlerin yıkılması ile birlikte,

  • İç Anadolu’ya Frigler,
  • Batı Anadolu kıyılarında Helenler,
  • İç Batı Anadolu’ya başkentleri Sardes Antik Kenti olan Lidyalılar,
  • Muğla bölgesinde Karyalılar,
  • Bugünkü Antalya’nın doğusunda yer alan Teke yarımadasına da Likyalılar,

tarih sahnesine çıkmıştır.3

İşte bu tarih sahnesine çıkan uygarlıklardan birisi olan Karyalılar, kökeni tam olarak bilinmeyen ve bugünkü Muğla yöresine denk gelen “Karya” bölgesinde yaşamış bir halktır. Dilleri olan Karca,

  • Hititlerin dili Hititçe,
  • Lidyalıların dili Lidce,
  • Luvilerin dili Luvice,

gibi Anadolu’da konuşulan ve kendine has özellikleri olan bir dildir. Karyalıların, Doğu ile batının ilk savaşı olduğu kabul edilen Troya Savaşı süresinde Anadolu’yu işgale gelen Helen topluluklarına karşı Anadolulu Troyalıların müttefiki oldukları Homeros tarafından da dile getirilmektedir.

Karyalılar Yunan mı?

Karyalıların kökenini konusunda çeşitli savlar bulunmaktadır. Bununla birlikte bilindiği kadarıyla, Karca’nın Anadolu Diller Grubunun, Hititçe ile akraba olan Luvice ile yakın olduğu bilinmektedir.

Dillerinden ve dil akrabalığından tespit edildiği üzere Karyalıların Anadolulu oldukları, Hititler, Luviler ve başkentleri Sardes Antik Kenti olan Lidyalılar ile akrabalıkları bilinmektedir.

Karların Leleg ismi altında adalarda yaşadıkları ve Girit Kralı Minos’a bağlı oldukları, Dor ve İyon göçleri sırasında adalardaki yerlerinden ayrılıp anakaraya göç ettikleri de iddia edilmektedir. Ancak M.Ö. 484 yılında Anadolu’da, Halikarnas’da doğmuş olan ve M.Ö. 425 yılında ölen “Tarihin Babası” denen Herodot Karlar’ın bu anlatımı kabul etmediğini, kendilerinin her zaman Kar ismini taşıdıklarıjnı ve Anadolu anakarasında yaşamış olduklarını iddia ettiklerini de belirtir.4

Tüm bu bilgiler ışığında bakıldığında Karyalıların Helenlerin Anadolu’yu işgal etmeden önce var oldukları ve Helen olmadıklarını söylemek yanlış olmayacaktır.

Stratonikeia Antik Kenti’nin Hikayesi…

Büyük İskender’in komutanlarından birisi olan Seleukos, Büyük İskenderun Makedonya’dan çıkarak Hindistan’a kadar uzanan yürüyüşünde diğer silah arkadaşları ile birlikte görev almıştır. Kısa denilebilecek bir sürede bu genişlikte bir coğrafyada ortaya çıkan bu devlet, İskender’in 32 yaşında ölmesi ile birlikte kurumsallaşamadan ve idari olarak giderek özleşemeden yıkılmıştır. İskender’in komutanlarının her birisinin başında olduğu çeşitli krallıklar ortaya çıkmış, o komutanlardan Seleukos da I. Seleukos olarak tahta geçerek, Seleukos hanedanını kurmuştur.

I. Seleukos

Kentin kuruluş hikayesi de M.S. 1. yüzyılda yaşamış şair Plutarkhos’un anlatımına dayanmaktadır.5 zamanla Anadolu’yu da kapsayacak şekilde topraklarını genişleten I. Seleukos’un İran kökenli olduğu düşünülen Apama adlı bir soylu kadından tahtının varisi de olan I. Antiokhos adında bir oğlu olmuştur.

Daha sonra I. Seleukos, eşi Apama öldüğünden dolayı kendine bir eş aramış ve genç Stratonikeia’yı görüp onunla evlenmiştir. Stratonikeia I. Seleukos’tan Phila adında bir kız doğururken, eş zamanlı olarak tahtın varisi Antiokhos bilinmeyen bir hastalığa tutulmuştur. Yemeden içmeden kesilen genç veliahtı iyileştirmek için ülkenin dört bir yanından hekimler gelir ancak Antiokhos’un derdine çare bulamazlar. Ancak hekimlerden birisi, Antiokhos’un nabzının üvey annesi Stratonikeia’yı her gördüğünde arttığını farketmiş ve teşhisi koymuştur. Tahtın varisi Antiokhos, genç ve güzel üvey annesi Stratonikeia’ya aşıktır ve kara sevdaya tutulmuştur. Kral I. Seleukos bu durumu öğrendiğinde tahtının varisi olan oğlu Antiokhos’un “hastalığına” çare bulmak ve hanedanının devamını sağlamak adına, Stratonikeia ve Antiokhos’un evlenmesine izin vermiştir.6

Antiokhos, kendisinden beş çocuğu olan Stratonikeia’ya duyduğu sevgiye istinaden eşinin adını Karya bölgesinde -tıpkı kraliyet ailesindeki kadınların adına kurulan Laodikeia, Nysa, Arsinoe gibi- Stratonikeia adında bir kent kurulmasına karar vermiştir. Bu hikaye batı dünyasında oldukça ilgi çekmiş, yüzyıllar boyunca bu konuyu tasvir eden resimler, anlatan eserler verilmiştir.

Sıra Stratonikeia Antik Kenti’nde

İlk olarak Karyalılar ile birlikte var olduğu düşünülse de, Stratonikeia Antik Kenti’nin kökenleri M.Ö. 3.000’lere uzanmaktadır. O döneme tarihlenen mezarların bulunduğu kentte, daha belirgin veriler M.Ö. 2000’lere işaret etmektedir. Stratonikeia Antik Kenti’nin bulunduğu bölgede M.Ö. 2000’inin sonralarında başlayan yerleşim, bugüne kadar kesintisiz olarak devam etmiştir.

Karya Bölgesinin, bugünkü Güney Batı Anadolu bölgesinin, merkezinde bulunan Stratonikeia Antik Kenti, Anadolu’nun kıyı bölgesi ile iç bölgeleri arasında bağlantıyı sağlayan bir kent olarak M.Ö. 280’de kurulmuştur. Ticaret yollarının üzerinde yer almasının yanı sıra hayvancılık, zeytincilik ve bağcılık sayesinde kentte yüksek bir refah seviyesinin oluştuğu yapılan araştırmalarla tespit edilmiştir. Kentin ihtişamlı olduğu dönemlerinde kentin sakinlerinin Mısır’dan, İtalya’dan, Yunanistan’dan, Batı Anadolu’dan sanat eserleri alıp evlerini süsleyecek kadar zenginleştikleri görülmektedir. 

  • 12.000 kişilik tiyatrosu,
  • Birisi sadece kadınlara ait olan üç hamam,
  • Büyük bir meclis binası,
  • Uzun ve geniş caddeler,

bulunmasından hareketle, kentin nüfusunun 50.000 kişiyi bulduğu tahmin edilmektedir. Hemen hemen hiçbir şeyden etkilenmeyen ve yollarda yer alan mermerlerin, eğimli bir şekilde aşınarak şekil alması da binlerce kişinin sürekli olarak o yollardan geçtiğini, kentin oldukça büyük bir olduğunu göstermektedir.

Stratonikeia Antik Kenti ile Lagina Hekate Kutsal Alanı Arasındaki İlişki

Lagina Hekate Kutsal Alanı

Stratonikeia antik kenti ile Lagina Hekate Kutsal Alanı arasında özel bir ilişki de bulunmaktadır. Lagina Hekate Kutsal alanı, eski tunç çağına kadar devam eden ve Seleukos krallarının imar çalışmaları ile öne çıkardığı bir kutsal alandır. Lagina Hekate Kutsal Alanı Seleukoslarca dini bir merkez, bu alana 11 kilometre uzaklıktaki Stratonikeia Antik Kenti ise siyasi bir merkez yapılmıştır.

Stratonikeia Antik Kenti’nin Öne Çıkan Özellikleri

Hikayesinin ilginçliği bir yana Stratonikeia Antik Kenti, antik dönemin en görkemli yerleşimlerinden birisi olmuştur. Kentin en öne çıkan özelliği ise, hiç şüphesiz,

  • Tunç çağı,
  • Demir çağı,
  • Arkaik çağ,
  • Klasik çağ,
  • Helenistik dönem,
  • Roma İmparatorluğu dönemi,
  • Bizans İmparatorluğu dönemi,
  • Selçuklu İmparatorluğu dönemi,
  • Beylikler dönemi,
  • Osmanlı İmparatorluğu dönemi,
  • Cumhuriyet dönemi,

olmak üzere binlerce yıl boyunca kesintisiz bir yerleşim yeri olmasıdır.

Kentte bir yanda Selçuklu dönemine ait bir hamam, bir yanda Osmanlılar dönemine ait bir cami görebilirken, bugün cumhuriyet döneminde evlerinde oturan insanları görüyor, kentin başka bölgelerinde Roma dönemine ait binalar ya da Helenistik döneme ait tiyatro ile karşılaşabiliyorsunuz. Farklı farklı dönemlere ait, çeşitli uygarlıklara ait bu eserlerin birlikteliği, insanın kendisini bir zaman yolculuğunun içindeymiş gibi hissettirmektedir. Bu da Stratonikeia Antik Kenti’ni birçok antik kentten ayıran ve oldukça özel bir nitelik…

Bunun dışında dikkat çeken bir başka nitelik, kentteki dikkat çekici bir büyüklükteki gymnasiondur.7 Bu gymnasion Anadolu’nun en sağlam kalmış ve en görkemli gymnasionudur.8 Kazılarda bulunan 14 gladyatör mezar steli, kentte gladyatörlerin var olduğunu ve burada eğitildiklerini göstermektedir. Bu durum da Stratonikeia Antik Kenti’nin Gladyatörler Şehri olarak adlandırılmasının nedenini açıklamaktadır.

Meclis binası olan bouleuterionun9 kuzey dış binasında Roma İmparatorluğu dönemindeki ürünlerin fiyatlarının ve hizmetlerin ücretlerinin yazılı olması da dikkat çekmektedir. Bu yazıttan, Roma İmparatorluğu’nun fiyat artışları ile mücadele etmek için, bir tavan fiyat uygulamasına gitmiş olduğunu anlaşılmaktadır. Bu liste sayesinde o döneme ait zeytin ve zeytinyağları gibi birçok ürünler ile Latince dersinin günlük ücreti öğrenilebilmiştir.

Bu farklı ve dikkat çekici özellikleri sayesinde Stratonikeia antik lenti, UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne aday olarak, UNESCO Dünya Miras Geçici Listesi’nde yer almaktadır.

Stratonikeia Antik Kenti’ndeki Yapılar

Zaman içinde büyümüş ve gelişerek bölgedeki önemli merkezlerden birisi gelmiş olan şehirde,

  • 3600 metre uzunluğunda sur duvarları,
  • 2 farklı sur duvarı,
  • Gymasion,10
  • 12.000 kişilik bir tiyatro,
  • 2 farklı Roma hamamı,
  • 2 adet agora,11
  • 2 adet Roma çeşmesi,
  • Biri doğuda ve biri de batıda olan 2 anıtsal şehir kapısı,
  • Bouleuterion,12
  • 3 adet tapınak,
  • 2 adet sütunlu cadde,
  • 3 adet nekropol,13
  • 4 adet kilise,
  • 3 farklı köy meydanı,
  • 1 adet Selçuklular dönemi hamamı,
  • Osmanlı dönemine ait Şaban Ağa Camii,
  • 3 Osmanlı çeşmesi,
  • 1876 yılı, 1909 yılı, 1940 yıllarında yapılmış mimari açıdan oldukça etkileyici olan 3 adet ağa evi,
  • Ve kentin birçok yerinde Osmanlı döneminden kalmış taş döşeli yollar,

yer almaktadır.

Sözün Özü

Tüm bu tanıtımdan anlaşılabileceği üzere Stratonikeia Antik Kenti sıradan bir antik kentten çok daha farklıdır. Tunç çağından beri kesintisiz bir yerleşim yeri olması, her birbiri birbirinin koynunda farklı farklı dönemlere ait tarihi eserler barındırması Stratonikeia Antik Kenti’nin -kanaatimce- en etkileyici özelliğidir.

Bu özel antik kenti ziyaret edin ve burada sadece bir antik kenti gezmeyeceğinize bilin. Stratonikeia Antik Kenti’ne gidin ve attığınız adımlarla, bir Selçuklu dönemine bir Osmanlı dönemine, bir Roma dönemine, bir antik çağa seyahat edin.

İncir ağaçlarının altından, incir kokusunu içinize çekerek, taş döşeli yollarda yürüyerek tiyatroya varın. O 12.000 kişilik dev tiyatroya tırmanın. Tiyatronun tepesinde yer alan Augustus İmparatorlar Tapınağı kalıntılarında oturun. Canınız çekerse tatlı tatlı esen rüzgarda kısa bir antik uyku çekin…

Tiyatronun Tepesinde etkileyici bir manzaraya karşı, Augustus İmparatorlar Tapınağı’nda tatlı bir antik uyku…

Tüm  Stratonikeia Antik Kenti’ni gezdikten sonra, koca çınar ağaçlarının gölgesinde köy kahvesinde eski ahşap masa ve sandalyelere oturup, ister tavşan kanı bir çay için, ister bol köpüklü bir Türk kahvesi, isterseniz de yörenin yerel gazozlarından. İçeceğinizi yudumlarken yaptığınız bu zaman yolculuğunu düşünün… Ve bendenize de bir selam gönderin…

Künye

Adı, Stratonikeia Antik Kenti
İli, Muğla
İlçesi, Yatağan
Adres, Eskihisar, Yatağan-Milas yolu 12. kilometre
Konumu, 38°29’20.7″N 28°02’22.9″E
Ziyaret Ücreti, 14
MüzeKart, Geçerli
Konum Bilgileri

Antik Kent Fotoğrafları
SosyalAnneBaba
Anadolu Ajansı

Yazı Notları
İlk Yayın Tarihi, 09/09/2021
Son Güncelleme Tarihi, 10/09/2021
Boosted Uygulaması Ölçümüne Göre,
Çalışılan Gün, 3 gün
Çalışma Süresi, 4 saat 44 dakika

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.