Okuma Süresi: 13 dakika

Tarihin farklı dönemlerinde sayısız ve küçük ve büyük devletin bulunduğu, binlerce yıldır farklı farklı uygarlıkların kurulduğu, aynı zamanda biyoçeşitlilik ve coğrafi zenginlik açısından müstesna özellikler taşıyan bir coğrafyada, Anadolu’da yaşıyoruz. Tam olarak idrak etmemiş olduğumuz, binlerce yıldır birikmiş olan bu zenginlik, bu nadide topraklarda birçok eseri meyve olarak vermiştir. Bugün yeryüzü ile tekrar buluşmuş olan yüzlerce uygarlığın sayısız eserleri arasında, öne çıkan ve oldukça özel olanları mevcut. Tüm bu eserlerin arasından en özellerine, Türkiye’de görmeniz gereken eserlere bir göz atalım mı?

İşte o, bulundukları müzelerin adına göre sıralanmış müthiş eserler…

Arslan Heykeli
Ait Olduğu Kültür Romalılar
Adana Müzesi

Adana İkramiye’de bulunmuş olan heykel, her ne kadar biraz yıpranmış olsa da, Adana Müzesi’ndeki dikkat çekici eserlerdendir. Aslanın ağzı açık, yeleleri vurgulu ve başı sağa doğru bakar şekilde tasvir edilmiştir.

Klasik döneme ait olduğu düşünülen eser, Knidos Antik Kenti’nde bulunan, kaçırılan ve bugün British Museum’da sergilenen Knidos Aslanı’nı anımsatmaktadır.

Fırtına Tanrısı Tarhunda
Ait Olduğu Kültür Hititler
Adana Müzesi

Savaş arabası üzerinde betimlenen, Hitit Fırtına tarnısı Tarhunda1 heykeli 1997 yılında Adana’nın Çine köyündeki bir tarlada gömülü olarak bulunmuştur. M.Ö. 8 yüzyıla tarihlendirilen ve kaidesi ile birlikte 2,5 metre yükseklikteki eserin kaidesinde hem Luvi hiyeroglifi ve hem de Fenike yazısıyla yazılmış bir yazıt bulunmaktadır.

Kilisik Heykeli
Ait Olduğu Kültür Neolitik
Adıyaman Müzesi

Türkiye’de görmeniz gereken eserler arasında sonradan üne kazanan Kilisik heykelinde sıra… 1965’li yıllarda bir çiftçi tarafından bulunan Kilisik Heykeli, Arsameia’daki kazılarda çalışan iki arkeoloji öğrencisi tarafından çiftçiden satın alınarak, Adıyaman’daki Arkeoloji Müzesi’ne nakledilmiş. Daha sonrasında depoya kaldırılan ve unutulan 9500 yıllık Kilisik Heykeli, Nevali Çori ve özellikle Göbeklitepe’nin keşfi ile birlikte tekrar gündeme gelmeye başladı. 80 santimetre uzunluğunda ve kireç taşından yapılmış olan Kilisik Heykeli, çanak çömleksiz neolitik döneme ait olduğu düşünülüyor ve antropomorfik özellik taşıyor ve Göbeklitepe ve Nevaliçori’deki T görünümlü dikilaşları anımsatıyor.

Teşup heykeli
Ait Olduğu Kültür Hititler
Amasya Müzesi

Amasya Müzesi’ndeki nadide eserlerden birisi de “bin tanrılı halk” olarak bilinen Hititlerin tanrılar topluluğunun baş tanrısı olan fırtına tanrısı Teşup’un bronz heykelciğidir. Eser, 1962 yılında Amasya’nın Doğantepe Köyü’nde tesadüfen bulunmuştur.  Eseri bulan bir köy sakini tarafından bulunup başka birine bir paket sigara karşılığında satılmasının ardından, heykelcik polis tarafından ele geçirilerek müzeye kaldırılmıştır. 21 cm uzunluğunda ve yaklaşık 1.3 kilogram ağırlığında olan, bronz döküm tekniğiyle yapılmış heykelciğin M.Ö. 1300’lü yıllara ait olduğu düşünülüyor.

Oturan Tanrıça Heykelciği
Ait Olduğu Kültür Neolitik
Anadolu Medeniyetleri Müzesi

Neolitik dönemin önemli yerleşim yerlerinden Çatalhöyük’de 1961 yılında bulunmuş olan oturan tanrıça heykelciği, M.Ö. 7000 ve M.Ö. 5000 yıllarına tarihlenmektedir. Ana Tanrıça olması muhtemel kadın heykeli her iki tarafında birer parsın olduğu bir tahtta oturuyor betimlenmiştir. Bugünün güzel algısından farklı olarak betimlenmiş bu heykel bereketi ve doğurganlığı tasvir etmektedir.

İnandık Vazosu
Ait Olduğu Kültür Hititler
Anadolu Medeniyetleri Müzesi

Çankırı’nın İnandık köyüne yakın, Hititlerin Hanhana adlı kült merkezinde 1966-67 yıllarında bulunan İnandık Vazosu, oldukça önemli bir vazodur. Hitit kültürünü çok yansıtan bir eser olan İnandık Vazosu, MÖ. M.Ö. 1650-1450’ye tarihlenmektedir. Vazoda bir evlilik töreninin farklı aşamaları, aşağıdan yukarıya dört frizde kabartmalarla anlatılmaktadır. Yapılan incelemelerde kabartmaların ayrıca döküldüğü ve vazoya yapıştırıldığı anlaşılmaktadır. Bu açıdan da özel olan vazo, düz zemin üzerinde kabartma tekniği kullanılan ilk eser olma özelliği taşıyor. Bir kutsal törende Hititlerin ne yaptığına ilişkin önemli bilgiler veren vazoda, günümüz Türk çalgılarından bağlamaya benzeyen bir çalgıyı çalan adam da dikkat çekmektedir.

Hatti Güneş Kursu
Ait Olduğu Kültür Hattiler
Anadolu Medeniyetleri Müzesi

Türkiye’de görmeniz gereken eserler arasında belki de en bilineni bu güneş kursudur. Her ne kadar daha ziyade Hititlere ait olduğu düşünülse de, Hattilere ait olan güneş kursları, törenlerde kullanılan kutsal sembollerdir. Alacahöyük’ten çıkarılan ve tunçtan yapılmış olan bu eser, M.Ö. 2500-2250 dönemine tarihlenmektedir. 

Ülkemizde birçok markanın ve kurumun simgesi olarak da kullanılan eser, bilinen önemli simgelerden birisidir.

Hatti Geyikli Güneş Kursu
Ait Olduğu Kültür Hattiler
Anadolu Medeniyetleri Müzesi

Hattilere ait olan ancak Hititler ile ilişkilendirilen bir başka eser de, geyik ve boğa figürlü güneş kursudur. O dönemde kutsal olarak görülen boğa ve geyik figürleri içeren bu kurs da, diğer kurslar gibi Alacahöyük’te bulunmuş ve tunçtan yapılmıştır. M.Ö. 3000 yılına tarihlenen bu kursun bir taşıyıcı üzerinde taşınarak sembol olarak kullandığı düşünülmektedir.

Boğa biçimli tören kapları
Ait Olduğu Kültür Hititler
Anadolu Medeniyetleri Müzesi

Bilinen eserlerden bir diğeri de, Hititlerin Fırtına Tanrısının boğaları olan Hurri ve Şeri’nin boğa biçimli heykelsi tören kaplarıdır. Kuyruklarının baktığı yönlerinin farklı olması sayesinde ayrılan bu törensel kapların sırtlarındaki doldurma deliği ile akıtacaklı ağızları, kutsal törenlerde kullanılan bir sunu bileşeni olduklarını göstermektedir. Boğazköy kazılarında bulunan eserler, M.Ö. 16. yüzyıla tarihlenmektedir.

Emziren Ana Heykeli
Ait Olduğu Kültür, Hititler
Anadolu Medeniyetleri Müzesi

Tokat’ın Erbaa ilçesinin doğusundaki Horoztepe’de bulunan tunç heykel, MÖ. 3. yüzyıl sonuna tarihleniyor. Döküm tekniği ile yapılan heykel kucağında çocuğunu emziren bir ana biçiminde tasvir edilmiş. Bu tasvir nedeniyle bereketin simgesi olduğu ve anatanrıçayı temsil ettiği düşünülmektedir.

Anadolu Parsı Kabartmaları
Ait Olduğu Uygarlık Neolitik
Anadolu Medeniyetleri Müzesi

Bugün her ne kadar Anadolu Parsı (Panthera Pardus Tulliana) bu topraklarda bulunmasa da, neolitik dönemde çok daha fazla sayıda bulunduklarını ve o dönemin insanları için daha büyük bir önem taşıdığını anlaşılmaktadır. Bu önemden dolayı Çatalhöyük’te bir evde bu sıvalı Anadolu parsı kabartması bir bulunmaktaydı. Bu  döneme ilişkin olarak böyle bir süslemenin bulunmaması, bu eserin önemini ortaya çıkartmaktadır.

Tunç Tablet
Ait Olduğu Uygarlık Hititler
Anadolu Medeniyetleri Müzesi

Boğazköy’de 1986 yılında bulunan ve Hitit çivi yazısısı ile yazılmış bu tablet, Anadolu’da bulunmuş tek tunç tablet özelliğini taşımaktadır. 

1986 yılı Boğazköy kazılarında ele geçen Asur çivi yazısıyla yazılmış olan bu belge, Anadolu’da bulunmuş tek tunç tablettir. Tablet esasen, Hitit Kralı IV. Tuthaliya ile 

Luvi dilinde “Fırtına Tanrısı’nın (Tarhunta) şehri” anlamına gelen ve Güneydoğu Anadolu’da olduğu düşünülen Tarhuntaşşa Ülkesi Kralı Kurunta arasında MÖ. 1235’te yapılmış olan bir antlaşmadır. Tablet her yüzde iki sütun olmak üzere, önlü arkalı dört sütunda 350 satırlık Asur çivi yazısı ile yazılmıştır. Bu bronz tablet Hitit tarihinin en önemli belgelerinden birisidir.

Luvi Mührü
Ait Olduğu Kültür Troyalılar/Luviler
Çanakkale Troya Müzesi

Büyüklü küçüklü Anadolu’dan geçmiş uygarlıkların en çok bilinenlerinden birisi de Troya’dır. Büyük ve güçlü bir şehir olan Troya’nın olduça zenginleştiğini ve uzun yıllar çok önemli bir konumda bulunduğunu biliyoruz. Troyalıların kökenleri üzerine yüzyıllardır çok farklı iddialar ortaya atılsa da, bugün Troyalıların Anadolu kökenli olduğu ve Helen olmadığı bilinmekte, Luviler ile bir bağlantıları olduğu görülmektedir. Üzerinde düşünmeye yönlendiren birçok boyutu bulunsa da, Troyalıların Luviler ile bağlantısına Troya şehrinde bulunan en eski yazılı eser olan Luvi Mührü işaret etmektedir. Bu mühür 1995 yılında Troia VII tabakasında bulunmuştur ve M.Ö. 12. yüzyıla tarihlenmektedir. 2,3 santimetrelik çapı bulunan bu küçük mühür, boyutundan daha büyük bir önem taşımakta ve Troyalıların kökenine dair önemli bir bulgu özelliği taşımaktadır.

Polyksena Lahdi
Ait Olduğu Kültür Troyalılar
Çanakkale Troya Müzesi

Polyksena Lahdi, 1994 yılında Çanakkale Merkez’e 110 kilometre mesafede bulunan Biga İlçesi’nin Gümüşçay beldesi Kızılöldün Tümülüsü’nde kaçak kazı yapıldığı ihbarı nedeniyle yapılan kurtarma kazısı ile bulunmuştur. M.Ö. 6. yüzyıla ait olan lahit, Anadolu topraklarında bugüne kadar bulunan figürsel anlatımlı lahitlerin en erken örneğidir. Uzun kenarlarından birinde Troya Kralı Priamos ile Kraliçe Hekabe’nin küçük kızları olan Polyksena’nın kurban edilmesi olayı betimlenmiştir. Bu özellikleri nedeni ile Polyksena Lahdi öne çıkmaktadır.

Büyük Artemis Heykeli,
Ait Olduğu Kültür Romalılar,
Efes Müzesi

Anadolu topraklarında, neolitik çağdan başlayan ana tanrıça kültü ile birçok uygarlıkta karşılaşılmıştır. Hititlerde Kubaba ve Friglerde Kibele daha sonra Artemis’e dönüşmüştür. Doğurganlık ve bereketi simgeleyen Artemis’in bu özelliklerini simgeleyen bir eser de, dünyanın yedi harikasından birisi olan adına tapınak yapılan Efes’te bulunmuş olan bu Artemis heykelidir. 1956 yılında Efes’te yapılan kazılarda bulunan eser M.Ö. 1 yüzyıla tarihlenmektedir. Bulunan en bütünü korunmuş Artemis heykeli olması nedeniyle bu eser öne çıkmaktadır.

II. Şuppiluliuma Heykeli
Ait Olduğu Kültür Hititler
Hatay Arkeoloji Müzesi

Hatay’ın Reyhanlı ilçesindeki Tell Tayinat höyüğünde bulunan II. Şuppiluliuma heykeli 1,5 metre yükseklikte ve 1,5 ton ağırlığındadır. M.Ö.1100-800 tarih aralığına, Geç Hitit dönemine ait olan heykelde, II. Şuppiluliuma’yı bir elinde başak bir elinde mızrak tutuyor olarak betimlenmesi, kralın hem üretimi hem savaşı öncelediğini işaret ediyor.

Antakya Lahdi
Ait Olduğu Kültür Romalılar
Hatay Arkeoloji Müzesi

1993 yılında yapılan bir temel kazısında tamamen tesadüfi bir şekilde bulunan Antakya Lahdi, M.S. 3 yüzyıla tarihlendirilmektedir. Sidimara türündeki lahdin mermerinin Dokimeion yani bugünkü Afyon İscehisar’dan çıkarıldığının tespit edilmiştir. Bilge ve aristokrat olduğu düşünülen bir aileye ait olduğu düşünülen ve yaklaşık 10 tonluk ağırlığı bulunan lahdin yüzlerinde yer alan betimlemeler ve figürler oldukça etkileyicidir.

İskender Lahdi
Ait Olduğu Kültür Sidonlular
İstanbul Arkeoloji Müzesi

Bugünlü Lübnan topraklarında yer alan Sidon ülkesinin Kralı Abdalonymos’a ait olduğu M.Ö. 4. yüzyıla ait bir lahittir. Bölge Osmanlı İmparatorluğu’na ait iken, ilk Türk kazıbilimci olarak kabul edilen ve aynı zamanda önemli bir Türk ressamı olan Osman Hamdi Bey yönetiminde yürütülen kazılarda 1887 yılında bulunmuştur. Bir cephesinde Persler ile savaşan İskender komutasındaki Makedonyalıları betimleyen lahit, İstanbul Arkeoloji Müzesi’ndeki en önemli eserler arasındadır. Bu eserin yüzde 5 küçük tıpkıyapımı, Makedonya’nın başkenti Üsküp’te bulunan Makedonya Ulusal Arkeoloji Müzesi’nde sergilenmektedir.

Sidamara Lahdi
Ait Olduğu Kültür Romalılar
İstanbul Arkeoloji Müzesi

Sidamara lahdi, Antakya Lahdi ve İskender Lahdi gibi bir lahid olmakla birlikte, özelliği ve hikayesi ile biraz daha öne çıkmaktadır. Eski adı Sidamara olan Konya Ereğlisi – Karaman yolu üzerindeki Ambar köyünde 1898’de bulunan eser, M.S. 3 yüzyıla tarihlenmektedir ve 32 tonluk ağırlığı ile dünyanın en ağır lahididir. Bu özelliği nedeniyle, bu tür lahitleri belirtmek için kullanılan “Sidamara tipi lahit” tabirini kullanılmaktadır.

Lahit 40 manda ile bulunduğu yerden, Konya demiryoluna kadar taşınır. Lahdi incelemeye gelen Osman Hamdi Bey lahdin İstanbul’a Müze-i Hümayun’a yani İstanbul Arkeoloji Müzesi’ne getirilmesini ister. Ancak 32 ton ağırlığında ve 3 metre yüksekliğindeki lahdi taşıyacak vagon bulunamaz. Girişimler amacına ulaşmayınca, bir lokomotifin bazı bölümleri sökülür ve çatı kısmına uygun bir tertibat kurulur ve lahit 1901 yılında İstanbul’a götürülür.

Kadeş Barış Antlaşması
Ait Olduğu Kültür Hititler
İstanbul Arkeoloji Müzesi

Kadeş Barış Anlaşması o dönemde bugün Ortadoğu denen bölgede iki dünya gücü Hititliler ile Mısırlılar arasında M.Ö. 13. yüzyılda yapılan Kadeş Savaşı sonrası yapılan anlaşmadır. Bu eser de tarihi eser olarak bulunmuş ve bilinen ilk barış anlaşmasının Hitit uygarlığındaki kil nüshasıdır. Her ne kadar Mısır’daki piramitlerde hiyerogliflerde Mısır Firavunu II. Ramses tarafından başka şekilde anlatılsa da2, ilk uygarlıklar arası antlaşma belgesi olması açısından önemlidir. Bu eserin büyük bir tıpkıyapımı, Türkiye tarafından New York’ta bulunan Birleşmiş Milletler binasında sergilenmek üzere hediye edilmiştir.

Maraş Fili
Ait Olduğu Kültür Filgiller
Kahramanmaraş Müzesi

Türkiye’de görmeniz gereken eserler arasındaki tek biyolojik eserde sıra… Bu “eser”, Ankara’da bulunan MTA Tabiat Tarihi Müzesi’deki filler dışında önemli bir başka buluntu da Kahramanmaraş Müzesi’nde bulunan Maraş Fili. Bölge’de yer alan Gavur Gölü denen bölgeden çıkartılan fil, 1961 yılında çiftçilerin tarlalarını sürerken bulunuyor. Daha sonra yapılan kazıyla çıkartılan ve MÖ 1400’e tarihlenen 5 metre yüksekliğindeki fosil, ayağa kaldırılmış bir şekilde Kahramanmaraş Müzesi’nde sergileniyor.

Çingene Kızı Mozaiği
Ait Olduğu Kültür Seleukoslar
Gaziantep Zeugma Mozaik Müzesi

Sadece Gaziantep Zeugma Mozaik Müzesi’nin değil, Türkiye’nin en bilindik yüzlerinden birisidir “Çingene Kızı”. Örgü saçları nedeniyle “çingene kızı” yakıştırması yapılan ve bu adla tanınan ve bilinen bu mozaik parçası, 1998-1999 kışında Zeugma antik kentinde bulunan bir villanın taban mozaiği olarak bulunmuştur. Antik çağda yaşamış bir kişinin yüzü betimleyen mozaiğin,mitolojide yeryüzünün cisimleşmiş hali olan Gaia olduğu veya Büyük İskender olduğuna dair farklı görüşler bulunmaktadır. Müzede özel bir odada sergilenen çingene kızının bakışları oldukça etkileyicidir. 

Mars heykeli
Ait Olduğu Kültür Seleukoslar
Gaziantep Zeugma Mozaik Müzesi

Gaziantep Zeugma Müzesi’nde öne çıkan eserlerden birisi de oldukça etkileyici olan ve özel bir yerde konumlanmış olan bronz Mars3 heykelidir. 2000 yılında yapılan kazılarda Poseidon Villası’nın kiler olarak adlandırılabilecek alanında, yiyecek küplerinin altına gizlenmiş olarak bulunmuştur. M.Ö. 2. yüzyıla tarihlenen ve boyu 1 metre 50 santimetre olan Heykelin üzerindeki yanık izleri de göz önüne alındığında, heykelin M.S. 252’ de Parthlar’ın Zeugma’yı ele geçirerek yakıp yıkması sırasında saklanılmaya çalışıldığını düşündürüyor. Yüzünde kızgın bir ifade bulunan heykelin bir elinde mızrak diğer elinde de kıvrık dallı bir çiçek bulunmaktadır.

Balıklıgöl Heykeli
Ait Olduğu Kültür Neolitik
Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi

Sıra Türkiye’de görmeniz gereken eserlerden en eski tarihli olanda… Urfa Adamı olarak da bilinen Balıklıgöl Heykeli, 1993 yılında bulunmuştur. Kireçtaşından yontulmuş olan eser M.Ö. 11.000 ile M.Ö. 9500 yıllarına tarihlendirilmektedir. Gözleri obsidyen taşı ile yapılmış olan ve 1 metre 80 santimetrelik boyuyla Urfa Adamı, dünyada normal insan boyutlarında yapılmış ve bulunabilmiş olan en eski sanat eseridir.

Kanatlı Denizatı Broşu
Ait Olduğu Kültür Lidyalılar
Uşak Müzesi

Tüm bu Türkiye’de görmeniz gereken eserler arasında en ilginç hikayeye sahip olanı ise kanatlı denizatı broşudur. Lidya kralı Kroisos’un hazinesinin yani Meşhur Karun Hazinelerinin, hikayesi filmlere konu olacak en nadide parçalarından birisi olan kanatlı denizatı broşu 1968 yılında Uşak’taki Aktepe Tümülüsü’nde bulunmuştur. Tümülüste kaçak kazı ile çıkarılan broş ve birçok başka eser, yurtdışına kaçırılmış ve New York Metropolitian Müzesi tarafından satın alınmıştır. 1984 yılında Müzede sergilenmeye başlaması ile birlikte başlatılan hukuk mücadelesi ile 1993 yılında Türkiye’ye geri iade edilmiştir.

Kanatlı deniz atı broşunun hikayesi burada bitmemiş, 2006 yılında müzeden tekrar çalınmıştır, hem de müze müdürü tarafından… Tekrar gurbet ellere götürülen eser, 2012 yılında Almanya’da Hagen kentinde bulunmuş ve 2013 yılında Türkiye’ye iade edilmiştir. 14,3 gram ağırlığında altından yapılmış olan bu eşsiz eser bugün Uşak Müzesi’nde sergilenmektedir.

Peki Ya Siz?

Türkiye’de görmeniz gereken eserler arasında hangilerini gördünüz? Sıralanan bu 25 eserden kaçı gördü gözleriniz? Ya da “Türkiye’de görmeniz gereken eserler” arasında olması gerektiğini düşündüğünüz bir eser var mı? Söz sizde…

Yazı Notları
İlk Yayın Tarihi, 17/09/2020
Boosted Uygulaması Ölçümüne Göre,
Çalışılan Gün, 6 gün
Çalışma Süresi, 5 saat 52 dakika

3 thoughts

  1. Emrahcim elerine emeğine sağlık canım yine şahane bilgiler sunmuşsun teşekkürler. Naçizane bir çoğunu gördüm. Amasya, Anadolu medeniyetleri, Zeugma, Hatay, Çorum, Adiyaman, Şanliurfa muzesi ve adi geçen Londra British Museum da Aslantaş heykeli. Gorulecek yerler de epey varmiş listelendi. Uşak ,Çanakkale, Istanbul. Önerim ise son gezdigim modern Van Muzesi. Sevgiler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir